Hanimlarla.com  

Go Back   Hanimlarla.com > HERSEYIN BASI SAGLIK > Hastalıklara Göre Tıp Dalları > Genel sağlık

Genel sağlık Genel sağlık hakkında bilmek istedikleriniz.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 12-12-2009, 07:30 PM
elifece - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 1.934
Thanks: 96
Thanked 441 Times in 373 Posts
Tecrübe Puanı: 7
elifece is a name known to allelifece is a name known to allelifece is a name known to allelifece is a name known to allelifece is a name known to allelifece is a name known to all
21 Anksiyete, Kaygı, Endişe, Bunaltı

İnsanoğlunun ruhsal ve bedensel ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar giderilmelidir. Bu ihtiyaçlar, “bir hırka, bir lokma” yeter şeklinde değil, “doygunluk” hali burakacak şekilde giderilmelidir. Ve bu ihtiyaçlar ertelenmemeli, biriktirilmemelidir.

Biriktirilirse ne olur?


İnsanoğlu ruhsal ve bedensel ihtiyaçlarını her istediği zaman ve mekanda ve istediği ölçüde gideremez. İhtiyaçların giderilmesi için öncelikle yer ve zaman kavramlarını, dolayısı ile beklemeyi ve hatta bazı ihtiyaçlarını hiçbir zaman gideremeyeceğini anlayıp, gerektiğinde o ihtiyaçlarından feragat etmeyi, ancak MUTLAKA onları başka ihtiyaçları ile yer değiştirierek doyuma ulaşabilmeyi bilmelidir.


Bebeklik döneminde ihtiyaçların giderilmesi için zaman ve mekan kavramları olmadığından “dur bekle” kavramı da yoktur. Bebek tamamen doyurulması anında gerekli olan “haz” ilkesi yani “altben” ile hareket eder. Acıkan bebek, ev halkını telaşa vererek, mamasını acıktığı anda ve hemen ister. Bunun için avaz avaz ağlar. Kolları, bacakları ve hatta tüm vücudu ile mamasını talep eder.

Çocukluğun ilk yıllarında “haz” ilkesi yerini yavaş yavaş “gerçeklik” ilkesine bıraktıkça yani “benlik” geliştikçe; çocuk ihtriyaçlarının giderilebilmesi için, durup beklemesi gerektiğini yavaş yavaş kavramaya başlar. “Dur bekle! Anne yemeğini pişirsin!” dendiğinde bir süre bekler.


Ergenlik dönemi ile birlikte, aile ve toplum ne der kaygısı ile “alt benlik” ve “benlik”, “üstbenlik” kontrolüne girer. “Ailem benim için saçını süpürge ediyor, sınavı kazanmalıyım.”


Toplumun yasak, yargı ve ahlaki değerleri ve aile baskısı ile dürtülerin giderilmesi için baskı yapan “altbenlik” in aşırı “toplum ne der, ailen ne der” diyen “üstbenlik” baskısı altında ile arasında kişi dürtülerini sürekli erteleme halinde kalabilir. Bütün bunlar kişinin iç dünyasında “bilinç dışı alanda olur ve dile getirilemez. Ancak kişinin bazı ifade ve davranış biçimlerine yansır.


-“Ailem benim için saçını süpürge ediyor, ya sınavı kazanamazsam!!!” ruhsal baskısı altında çocuk ailesi ile örtülü bir çatışmaya girer.


-"Oğlum hiç konuşmaz oldu. Dün “kahvaltını getirdim” diye odasının kapısını tıklattım bana demediğini bırakmadı. Nasıl davranacağımı bilemiyorum Kahvaltısını hazırlamışım. Odasına götürmüşüm. Saygı ile kapısını tıklatmadan içeri girmemişim. Ben bu çocuğa daha ne yapmalıyım” diyen annenin o anki davranışında olsa olsa “aşırı tolerans” eleştirilebilir.

Aslında çocuğun davranışında ezilen “benliğinin” haykırışı vardır. Çözüm de o noktada yatar. Yoksa annenin “Kahvaltıya kuş sütü mü koymalıydım?” kaygısında değil.


Dürtüler “Alt benlik” tarafından ivedilikle gündeme getirilirken, sürekli “üst benliğin” katı ve baskıcı tutumu ile karşılaşırsa arada sıkışan “benlik” bir süre “savunma mekanizmaları” ile korunmaya alınır.

“Savunma mekanizmaları” insanın iç dünyasını dengede tutabilmek için farkında olmadan başvurduğu rahatlatıcı mekanizmalardır. Örneğin, eve yeni gelen kardeş ile birlikte ilk çocuğun tekrar emzik emmeye başlaması, biberondan su içmek istemesi, altına çiş yapmaya başlaması gibi. Her nekadar bizler bunu “kıskançlık” olarak değerlendirsek de bu aslında annesinin sevgisini yitirme “anksiyetesi” yaşamakta olan çocuğun farkına varmadan başvurduğu bir “savunma mekanizmasıdır.”


“Üst benliğin” sıkıştırmaları acımasızca devam ederse “savunma mekanizmaları” giderek yetersiz kalabilir. Bu durumda “altbenlik” ile “üst benlik” arasında iyice sıkışan “benlik” dağılır ve insanın iç dünyasında bir “iç çatışma” ortaya çıkar. Kişi bu içsel çatışmayı “benliğe” yönelikl bir tehlike olarak algılar ve buna tepki verir. İşte insanın tehlikeye verdiği tepki “anksiyete”dir.


Anksiyete “endişe, kaygı, bunaltı” terimleri ile de anılabilir. Kişinin kaldırabileceğinin üzerinde baskı altında kalması halinde, temel ihtiyaçlarını karşılanamaması, ihtiyaçlarını doyurmak yerine sürekli ertelemek durumunda kalması halinde organizma acı gerginlik yaşamaya başlar. Bu hissin bilinen en ağrılı uyaranlardan daha ağrılı olduğu ifade edilir. Dağılan, parçalanan ve bunalan “benlik” ya tehlikeden kaçışa hazırlanır ve tüm sorumluluklarını terkeder ya da çaresizliği kabullenir yine tüm sorumluluklarını terkeder.

“ Sınava bir buçuk ay kaldı. Hayatımın en lanet zamanları tam gaz devam ediyor! Bazen soruyorum neden böyle oldu diye. İsyan ediyorum!!! Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyor. İster istemez elim göğsümün üzerine gidiyor. Sanki boğulur gibi oluyorum. Sanki değil ben nefes alamıyorum. Boğazımda kocaman bir düğüm var. Ölüm böyle oluyoprdur herhalde. Derin derin nefes alıyorum. Bu sabah uyandığımda ellerim ve hatta dirseklerimden aşağı kollarım uyuşuktu. Kalp hastalığı böyle olur herhalde diye düşünüyorum. Tanrım çıldıracağım bu nasıl bir hastalıktır. Bu akşam internete girip bakacağım nasıl bir hastalık olduğunu anlamaya çalışacağım.”

“ Dün gece yine uyuyamadım. Boğulacak gibi oluyorum. Kalktım odanın içinde dolaştım. Biraz televizyona baktım. Uykum gelmiyor. Aslında uykum var ama galiba benim sorunum uykumun gelmemesi değil ben uyursam “ÖLÜRÜM” diye korkuyorum. Ya uykuda nefessiz kalır da boğulursaM!!!”


“Bugün bir arkadaşım geldi. Sahilde koşmaya gittik. Koşarken sanki kendimi sınadım. İyi koşabiliyorum. Demek ki ben kalp hastası filan değilim. Çok şükür, değilim herhalde. Koşunca çok susadık arkadaşımla bir şişe su aldık. Ben suyu içemedim! “Ya boğulursam!!!” Tanrım su içemiyorum. Boğulmaktan korkuyorum. Su içemediğimi arkadaşım anlayacak diye ödüm koptu. Kuduz böyle mi olur acaba?”


“Bugün yine hiç sulu bir şey içemedim. Sanki yutma refleksimi yitirdim. Yarabbim ben sulu bir şey içemiyorum. Antrenman sonrası arkadaşlarla çeşmeye koştuğumuz günleri anımsadım. Kavga dövüş kana kana su içmelerimizi. Bana ne oldu? Ben su içemiyorum.”


Korku, tehlikeli durumlardan kaçmak için gerekli bir histir. Tüm canlılarda gözlenir. Avlanmaya giden canlının av olmaması belki de yerinde ve yeterince hissettiği korku ve endişe duygusu ile mümkün olabilir. Canlı gelen tehlikeden korkmuş tedbirini almayı bilebilmişse kurtulabilmiştir. Tehlike varlığında tedbirini alabilen yaşamaya ve üremeye devam edebilmiş, tedbirini alamayanın nesli tükenmiştir.


İnsanoğlunun evrimleşmesi ile birlikte atalarından miras kalan korku ve endişe hissi değişen yaşam koşulları ile birlikte değişik durumlarda ortaya çıkmaya başlamıştır. İnsanoğlu “Anneden ayrılma, okulun ilk günü, düşüp dizde meydana gelen ilk çizik, ilk defa hastalanma, karşı cinsle ilk buluşma” gibi durumlarda endişelenir ve bir bunaltı hisseder. Bu haliyle, endişe normal bir reaksiyondur. Yaş dönemlerine, gelişme aşamalarına, ilk deneyimlere, yaşam standardı değişikliklerine eşlik eder. Kişinin çevresel ve içsel dinamiklere uyumunu sağlayıcı bir rol oynaması bakımından faydalıdır. Kısacası tehlike sinyalidir. Yaklaşmakta olan tehlikeye karşı kişinin hazırlıklı olmasına yönelik bir takım değişikliklerin ortaya çıkmasını sağlaması bakımından faydalı ve hatta gerekli bir davranış biçimidir. Ancak, hastalık derecesinde artan endişe süre ve şiddeti ile canlıyı rahatsız edici acı veren bir his olur. Yaşam kalitesini ciddi anlamda olumsuz etkiler. Mutlaka tedavisi gerekir.


“ Annemde de acayip bir sınav stresi oldu. Sınav günü hasta olmamam için sabahları vitamin almamı istiyor. Fakat ben ilaçları içemiyorum. Acaba ona ya da babama söylesem mi su bile içemediğimi. Hiç iştahım yok. Bu hafta tam 4 kilo zayıfladım. Ben hastayım. Tanrım bana neler oluyor?”

“Bugünlerde ders de çalışamıyorum. Derslere hiç konsantre olamıyorum. Bugün dershanede boğulacak gibi oldum. 15 dakika içinde sınıfı terk ettim. Asansöre binemedim. Merdivenlerden koşarcasına indim. Boğulup öleceğim ve merdivenlerde ölümü bulacaklar diye ödüm koptu.”

“ Bu akşam tükürüğümü de yutamadığımı fark ettim. Tükürüğüm dudaklarımın kenarından yavaş yavaş dışarı akıyor. Yatağımın kenarına boş bir kavanoz aldım. Annemlere hasta olduğumu söylemeye cesaret edemiyorum. Annem sürekli vitaminlerimi almamı tekrarlıyor. Sonunda vitaminleri içemediğimi anladı. Beni doktora götürdüler. Doktor kalbimle ilgili EKG, EKO, X-Ray, kan tahlilleri daha bir sürü bir şeyler istedi. Bugünlerde hiç ders çalışamıyorum. Kursa da gidemiyorum. Bu gidişle ben sınava bile giremem. Bütün bu tahliller doktor v.s. iyice moralim bozuk. Tahlil sonuçlarını beklemek de acayip stresli oluyor. Annemler aralarında beni konuşup endişeleniyorlar. Güya bana belli etmiyorlar. Bu beni daha da sıkıyor.

“Bugünlerde çok sinirliyim. İnsanların davranışlarına hiç tahammül edemiyorum. Çalışma masamın tozunu aldığı için anneme çok kızdım. Bağırıp çağırdım. Onun sessiz kalması beni daha da çileden çıkardı. Sabah odama kahvaltımı getiren anneme avazım çıktığı kadar bağırdım. Ne dediğimi, neden bağırdığımı hiç bilmiyorum. Tek bildiğim şey yalnız kalmak istediğim. Bırakın beni. Bunalıyorum!!!”

İster normal ister hastalık halinde olsun endişeye neden olan çevresel ya da içsel faktörlere karşı vücut bir yanıt verir. Bu yanıt ile insanoğlu gerek dış dünyadan gerekse iç dünyasında var olan tehlikenin yaklaşmakta olduğunu fark eder. Bu bir huzursuzluk hissi ile birlikte baş ağrısı, baş dönmesi, terleme, çarpıntı, göğüs üzerinde bir sıkışma, daralma, mide bulantısı, dışkılama ya da idrara çıkma gibi belirtiler hissedilir. Kişi yerinde duramaz, huzursuzlanır
__________________
Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to elifece For This Useful Post:
yağmurum (12-12-2009)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
anksiyete, bunaltı, endişe, kaygı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:39 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.1
Sitemap
1, 3, 6, 7, 8, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 28, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 123, 124, 127, 131, 132, 133, 134, 138, 139, 140, 142, 143, 145, 146, 147, 150, 151, 152, 156, 157, 158, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 219, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 296, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 317, 318, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 373, 374, 375, 376, 377, 378, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 387, 388, 389, 390, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398, 399, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 407, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 417, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 426, 427, 428, 429, 430, 431, 432, 433, 434, 435, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 442, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 451, 452, 453, 454, 455, 456, 458, 463, 464, 465, 466, 467, 468, 469, 470, 471, 472, 475, 478, 481, 482, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 502, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 516, 517, 518, 519, 521, 522, 523, 524, 525, 526, 532, 534, 535, 537, 538, 541,
google kontür, google kontör, google ilk sayfa, googlede ilk sayfa, googlede ilk sayfa